HÜKÜM
DE ŞİRK
İmam Şankıti:
“Onlar hahamlarını ve papazlarını Allah dışında Rabbler edindiler.
Meryem oğlu Mesihi de... Oysa sadece kendisinden başka ilah bulunmayan
O tek ilaha ibadet etmekle emir olunmuşlardı.” (Tevbe: 31) ayetini
tefsir ederken şöyle dedi:
“İşte bu ayet hakkındaki Rasulullah’ın tefsiri: “Kim Allah’ın şeriatine
muhalif helal ve haramlar koyan kişilere tabi olursa, tabi olduğu
kimselere ibadet etmiş, onları Rab edinerek Allah’a eş koşmuş ve Allah'ı
inkar eden bir kafir olmuştur.” Bu sahih bir tefsirdir. Onun sıhhati
hakkında şüphe yoktur. Kur'an'ın bir çok ayeti onun sıhhatine şehadet
etmektedir. Allah'ın izniyle bazılarını açıklayacağız.”
Yine İmam Şankıti dedi ki:
“Ey Kardeşler! Biliniz ki, Allah'a hükmünde eş koşmak ile O’na ibadette
eş koşmak kesinlikle aynı şeydir. Aralarında hiçbir fark yoktur. Allah’ın
nizamından başka bir nizama, Allah’ın şeriatinden başka bir Şeriate
veya Allah’ın kanun kıldığı şeyden başka birşeye ya da Rasulünün dili
üzere Allah’ın indirdiği semavi nurdan yüz çevirerek Allah’ın beşere
koyduğu Şeriate muhalif kanunlara itaat eden... Evet! Bunları yapan
kimse putlara ibadet eden ve heykellere secde eden gibidir. Bunların
aralarında hiç bir fark yoktur. Her yönüyle aynıdır. Her ikisi de
Allah'a eş koşan müşriktir. Birisi Allah’a ibadette eş koşmuştur.
Diğeri ise Allah’a hükmünde eş koşmuştur. İbadette Allah’a eş koşmak
ile hükümde Allah’a eş koşmanın arasında hiç bir fark yoktur. İkisi
de aynıdır...” (Bu İmam Şankıti’nin kasetten alınmış konuşmasıdır.)
Yine İmam Şankıti, başka bir yerde şöyle dedi :
“Özet olarak teşri ve kanun koyma yetkisi; en üstün olan, emretme,
nehyetme ve idare konusunda kendisinden daha üstün hiç bir varlığın
bulunmadığı Allah'a aittir. Fakat cahil, kafir, zavallı ve miskin
olan yaratılmışa gelince... Onun helal veya haram koyma yetkisi kesinlikle
yoktur. Yanlarında Allah’ın kitabı olduğu, İslam kendilerine babalarından
miras kaldığı, yine yanlarında bu aydınlatıcı nur, yüce Kur’an ve
yaratılmışların en hayırlısının sünneti bulunduğu, Allah ve Rasulü
kendilerine herşeyi açıkladığı halde bunlardan yüz çevirenlerden daha
hayret verici ne vardır?
Allah'ın hükümlerinin, ortaya çıkmış yeni meselelere hükmetmede artık
yetersiz kaldığını iddia etmeleri daha da hayret vericidir...
Doğru çözümü; saçma sapan, domuz kafirlerin görüşlerinde ararlar.
Halbuki onlar, gerçekte hiçbirşey bilmeyen kimselerdir. Böyle yapmalarının
sebebi, kalplerinin ve basiretlerinin kör olmasındandır. Bundan Allah’a
sığınılır. Onlarla aynı görüşte olandan başkası bunu tasdik etmez.
Ancak yarasalar gibi görme hissi zayıf olanlar Kur’an’ı Kerim’den
yüz çevirirler. Çünkü Kur’an’ı Kerim büyük bir nurdur ve gözleri yarasalar
gibi zayıf olanlar onun nurunu göremezler. Çünkü Kur'an'ın büyük nuru
onları kör etmiştir ve artık yarasalar gibi sadece karanlıkta görebilirler.”
Şeyh Muhammed Hamid el Fıkki tağutun manasıyla alakalı olarak şöyle
demektedir :
“Tağut hakkındaki selefin sözlerinin özeti şudur: Tağut: Kulları Allah'a
ibadetten, dinde ihlaslı olmaktan, Allah'a ve Rasulüne itaat etmekten
engelleyip alıkoyan her şeydir. Bu cinlerden şeytanlar olabileceği
gibi insanlardan şeytanlar, ağaçlar, taşlar ve bunlar dışındaki her
şey de olabilir.
İslama ve Allah'ın şeriatine yabancı olan bütün kanunlar, bunlardan
başka insanlar tarafından konulan ve Allah’ın şeriatindaki hadlerin
uygulanmasını geçersiz kılan, riba, zina, içki ve bunlar dışındaki
yasakları helal kılan, kan, ırz ve mallar hakkında Allah'ın hükümlerini
iptal eden bütün kanunlar, Allah Rasulünün getirdiği haktan alıkoyan
beşeri mahreçli, akıl ürünü bütün kitaplar (kanun kitapları) da böyledir.
Bu kitapları yapan kişiler, ister Allah Rasulünün getirdiği haktan
alıkoymak niyetiyle yapsınlar, ister bu niyetle yapmasınlar yine de
bu kitaplar birer tağuttur.”